Yazı Detayı
02 Kasım 2021 - Salı 21:32 Bu yazı 130 kez okundu
 
ABD, Afganistan’dan neden çekildi?
Seyfullah AYDIN
 
 

           Bu çekilme bir yenilgi miydi, yoksa taktik bir çekilme miydi? 

            Kesinlikle bir yenilgi ve kaçış değil, çekilme sırasında meydana gelen görüntüler ise bilinçli bir tercihti. Tüm dünyada bir algı oluşturulmak istenmektendi. Bunda başarılı oldular ve bir taşla birçok kuş birden vurmayı başardılar. Müslümanları, garabet bir canlı gibi gösterip bir korku yumağı oluşturarak bölgeyi yaşanmaz hale getirmek ve bölgede uzun sürecek bir savaşı başlatmak istiyorlar. 

               Asya’nın tam ortasında pimi çekilmiş bir atom bombası bıraktılar. Bu konuda Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü ile Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün ortak toplantısında Afganistan'daki son durumu değerlendirdi. ABD askerlerinin ülkeden çekilirken gerisinde modern silahların yer aldığı çok geniş bir cephaneliği Taliban'a bıraktığını ifade eden Putin, "ABD, Afganistan'da terörizm, uyuşturucu ticareti, örgütlü suç ve dini aşırıcılıkla ilişkili bir dizi sorunu içeren Pandora'nın kutusunu bıraktı. Hem de açık bir halde" dedi. 

                Bu çekilmeyi iki yönden irdeleyeceğim. Tarihi süreç içerisinde ülkemizi ilgilendiren manevi atmosfer ve yine tarihi gelişim içerisindeki siyasi durumu.   

                  Türk dünyasının manevi ikliminin başlangıç noktası, Türki cumhuriyetlerin bulunduğu coğrafi bölgedir. Türkler İslamiyet’in manevi hazzını güneyden ve batıdan öğrenmediler bizzat yaşadıkları bölgedeki manevi önderlerden öğrendiler. Hoca Ahmet Yesevi’nin başlattığı manevi iklim Anadolu coğrafyasında ve Türk dünyasında vücut buldu. Anadolu’da, Gerek Alevilerin gerekse Sünnilerin manevi kaynağı orta Asya coğrafyasıdır. Selçuklu ve Osmanlı devletinin kuruluş döneminde Anadolu’da mezhep çatışmaları görülmemiştir. Siyası hesaplaşmalar ve ayrışmalar yaşansa da mezhebe dayanan bir kavga olmamıştır. 

Ta….. ki 

                             İran’da, Safevi yönetimi hâkim olana kadar. Safevi Devleti tarihte ilk kez Şiiliği kabul etmiş olan bir Şii İslam devletidir. Erdebil şeyhliğinden Safevi devleti olmaya giden bir süreç yaşamıştır. İslam tarihinde ilk kez bir dini örgütlenme siyesi bir kimlik kazanarak İran coğrafyasında yönetimi ele geçirmiştir. Taliban yapılanması da tıpkı, Sefeviler gibi medrese örgütlenmesinden Afganistan’da siyasi bir yapıya dönüştüler. Bir farkla bunlar Sünni bir hareket ama yöntem aynı. Demek ki birileri derslerini bayağı iyi çalışmış. 

                        Sefeviler, İran’da iktidar oldukları andan itibaren, bugünkü ifadeyle; yönetimlerini ihraç etmeye başladılar. İhracat. Osmanlı devletine yapılınca Osmanlı devletinde iç karışıklıklar çıktı ve iki devlet arasında iki yüz yıl sürecek mezhep savaşlarını da başlatmış oldu. Osmanlı yöneticileri de İran Şia’sının karşısına Mısır selefi ligini çıkarınca savaşlar iyiden iyiye çığırından çıktı. 

Fakat 

               İkinci kasrı şirin antlaşmasıyla bu savaşlar son buldu ve İslam dünyasında mezhebe dayanan savaşlar üç asır görülmedi. Lakin Anadolu’daki manevi iklim bayağı zarar görmüş oldu. 

                1979 yılında İran’da yaklaşık beş asır sonra Sefavi benzeri bir yapı, “İran İslam devleti” adıyla yönetime gelince, bu tarihten sonra İslam dünyasında mezhep çatışmaları tekrar başladı. Son mezhep savaşları Irak coğrafyasında son bulmuştu yaklaşık üç asır sonra mezhep savaşları bittiği yerde yeniden başladı. 

                   Bu bilinçli bir tercihti; İsrail’in rahatlaması ve genişlemesi için İslam dünyasında; mezhep savaşlarını özendirmek ve bölgedeki Kürtleri aparat olarak kullanarak İsrail’in etrafındaki siyasi yapıları parçalamak. Bu durumu pekiştirmek için daha önce Afganistan’da örgütledikleri ve yetiştirdikleri radikal unsurları Ortadoğu bölgesine taşıdılar ve olayları iyiden iyiye körükleyerek bölgeye kendilerine göre şekil vermeye başladılar. Suriye nüfusunun yarısını vadedilmiş topraklardan uzaklaştırdılar. 

                 Yine İslam dünyasında dini örgütlere yatırım yaparak kendilerine göre uygun zamanlarda piyasaya sürmeye başladılar. Pakistan’da, Talibana yatırım yaparlarken Türkiye’de FETO hareketine yardımlarını esirgemediler. Her iki yapının da ortak yönü Şii düşmanı olmaları. Ayrıca Şii dünyasın dada bu yapılara benzer aparatlar oluşturarak piyasaya sürmeye başladılar. Bunları Suriye iç savaşında çeşitli adlar altında gördük. 

                    Bizzat ABD başkanı Obama’nın konuşmasından anladığımıza göre Türkiye Suriye’ye savaş açmayınca ülke içten dizeyin edilmek istendi. Lakin başarılı olamadılar. Ülke yöneticileri mezhep savaşlarına karşı olduklarını defalarca açıklamalarına rağmen bu söylemlerinde pekte başarılı olamadılar. 

                 Ermeni- Azerbaycan savaşında Türkiye güçlü bir şekilde Azerbaycan’ın yanında durunca, İslam dünyasında inandırıcılığı pekiştiği gibi savaş gücü olarak kendisinden söz ettirmeye başladı. Hemen hemen her gün batı dünyasında Türkiye’nin savaş kabiliyeti hakkında yorumlar yapılmakta. 

 

Çünkü 

                      Bu Karabağ savaşı İslam dünyasını bilemem ama Türk dünyasında bir dönüm noktası olmuştur. Çok devlet tek millet kavramı Türk devletlerinde yer bulacaktır. İşte tam bu noktada ABD Türk dünyasının manevi ikliminin başlangıç noktasına pimi çekilmiş bir bomba bıraktı. Ortadoğu’ya daha önce getirdiği militanları tekrar Orta Asya’ya taşımaya başladı. Bu radikal unsurlarla Afganistan’ın çevresini istikrarsız hale getirmek birinci amaçları. Hedef alınacak ilk ülke ise Özbekistan olacaktır. Türk dünyasında tarihsel olarak manevi ikliminin en yoğun olduğu ülke Özbekistan’dır.  

                Konuyu siyasi yönden incelersek: Tarihi süreci içerisinde eski dünyada Çin her daim vardı ve bu ülkeden başlayan ipek yolu Asya’yı geçerek Avrupa’ya ulaşıyordu. Tarih boyunca bu yol için çok kavgalar verildi ve Çin kuzeyinde ki göçebe yapılardan korunmak için ülkesinin kuzeyine set çekti. Zaman zam bu settin dışına çıkarak o topluluklarla mücadele etti ve tarihteki kavimler göçünü başlattı. Yedi yüz yıllarında ipek yolunu korumak için Batı Türkistan’a kadar ilerledi fakat Arap İslam devleti tarafından durduruldu. Çin kendi kabuğuna çekilse de dünya ticaretinde önemli bir yere sahipti. 1215 yılından sonra Orta Asya’da başlayan Moğol fütuhatı kısa zaman sonra doğuya batıya ve güneye yöneldi. Moğollar, Çin seddini aşmadılar doğuya doğru giderek seddin bitim noktasından Çin’e girdiler ve taş üstünde taş omuz üstünde baş bırakmadılar. Çin’i zaman içerisinde işgal etiler ve iki yüz elli yıl Çin’de kaldılar.  

                     İki yüz elli yıl sonra kurulan Çin devleti bu kez Hindistan’ı işgal eden İngiltere’nin baskısı altında kaldı. “Çin’in yüzlerce yıllık bir varlığa ve yönetim geleneğine sahip olan bürokrasisinin bir bölümü, milliyetçi duygulardan çok, kendi ekonomik ve sosyal üstünlüklerini koruya bilmek amacıyla, Avrupalıların Çin’e girip yerleşmelerine karşı büyük bir direnç göstermiştir.”  (Pof. Dr. A. Haluk Ülman, Birinci Dünya Savaşına Giden Yol) 

                         Çin, Avrupa’ya hiçbir zaman ulaşamadı, Çin’e Avrupa ulaştı ama bu ulaşımdan önce Çin malları Avrupa’ya vardı. Çin kendisini diğer medeniyetlerin üzerinde görüyor ve fazla ilgilenmiyordu. Coğrafyası, ekonomik yönden kendine yeterli, felsefesi etkindi. Çin’e ulaşan misyonerlere, Çin 1757’de kapılarını kapadı. Bu kapamaya rağmen, İngiltere Çin’e vardı ve Conton Limanı üzerinden, Hindistan’da kurduğu şirket aracılığıyla ticaret yapmaya başladı. İngiltere, İran ve Hindistan’dan sağladığı afyonu Çin’de pazarlıyordu.  

                  Afyonun halk sağlığını tehdit etmesi ve gümüşle alınan afyona büyük paralar ödenmesi, ülkede gümüş kıtlığına neden oldu ve Çin ekonomisi çöktü. Çin, aldığı sert tedbirlerle ülkeye afyon girişini yasakladı. 1839 da, Çin ile İngiltere arasında afyon savaşı çıktı. Savaş sırasında, Çin’in bazı limanları İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edildi, zor durumda kalan Çin, 1858 yılında İngiltere ile antlaşmak zorunda kaldı. 

                    Anlaşma sonucunda İngiltere Hong-Kong adalarına yerleşti, daha geniş haklara sahip oldu ve savaş tazminatı aldı. Bu anlaşmadan sonra Fransa ve ABD de, Çin’le antlaşmalar yaptı. Çin’in amacı, İngiltere’ye karşı denge siyaseti uygulamaktı. 

                  Rusya,  bir kara devleti olması nedeniyle Coğrafi keşiflerden fazla pay alamadı.  1848 ihtilâli ve peşine gelen Kırım Savaşı sonrası doğuya yöneldi. Sibirya üzerinden Çin sınırına vardı. Kırım Savaşı’nda Avrupa Devletlerinin müdahalesi ile sıcak denizlere inmesi engellenince Çin’e yöneldi. Rusya’nın, Çin’le ilgilenmesi üzerine, 1856 yılında İngiliz ve Fransız birliklerinin ortak hareketi ve baskıları neticesinde, 1858 yapılan “Tien – Tsn”  anlaşmayla engellendi. Çin Avrupa Devletlerinin ekonomik ve siyasi kontrolüne girdi. 

Çin-Japon Savaşları:  

                   Kore’de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere Çin ve Japonya, Kore’ye asker gönderdi. Ayaklanmayı birlikte bastıran iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Japonya galip geldi Çin ise büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erince Çin, Kore’nin bağımsızlığını tanıdığı gibi Formoza Adasını da Japonya’ya vermek mecburiyetinde kaldı. 

1911 yönetimi ele alan Yuan Şi-K’ay monarşik bir idare kurmaya çalıştı fakat 1916‘da öldü. Çin 1917’de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girse de Şanghay, Japonya tarafından işgal edildi. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kay-Şek, Japonlara karşı savaşarak Şanghay’ı tekrar ele geçirdi. 


      Çiank- Kay-Şek Japonlarla savaşırken, ayaklanmaları da bastırmaya uğraşıyordu. 1927’de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlandı ve hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı. 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, komünistlerle milliyetçiler baş başa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünistler ülkeye hâkim oldular. Yönetim, komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı. 

1 Ekim 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu. Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyetinde kaldı. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu.  

ABD başkanı Nixson Çin ile ilgilenmeye başladı; amacı Çin’i, Sovyetlerden ayırmak Sovyetleri Uzakdoğu’da etkisiz hale getirmekti. Mao, 1976’da öldü. Mao’nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkit edildi ve Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yapmaya başladılar. Çin’in kapıları yabancı sermayeye açıldı. ABD bir noktada Çin’in ucuz iş gücünden faydalanarak üretim yaptırmaya başladı. Haliyle önde gelen Amerikan firmaları fabrikalarını Çin’e taşıdılar. Bu gelişme dünyaya örnek olunca, önde gelen firmalarda ucuz iş gücünden faydalanmak isteyince diğer ülkelerde Çin’de üretim yapmaya başladı.  

Bir noktada Çin dünyanın önemli üretim merkezlerinden bir haline geldi ve kalkınma hızında rekorlar kırmaya başladı. Haliyle Çin’de yapılan üretim dünya pazarlarına taşınmaya başlayınca tarihi ipek ve baharat yolları ve bunlara bağlı olarak yeni yol güzergâhları dünya gündemine geldi. Böylece dünyadaki ekonomik döngü yine coğrafi keşiflerden öncesine dönmeye başladı; yani çevreden merkeze doğru bir hareketlilik başlamış oldu. Alım gücü en yüksekte olan ülkelerde çevreden merkeze giden yollar üzerindeydi. Yani pazarlarda Ortadoğu ve Akdeniz çevresindeydi. Kısacası enerji kaynaklarına sahip olan coğrafya ve Avrupa ülkeleri. Yüz yıl önce dünyada pazar bulma yarışında olan Avrupa şimdi Çin’in pazarı durumuna gelmişti. 

Çin’in 2013 yılında ortaya atmış olduğu; Bir kuşak-bir yol projesine altmış dokuz ülke ilgi duyunca; dünya ekonomisinin % 42'si, nüfusunun % 64', karaların % 40',  enerjinin % 75' bu proje kapsamına giriyordu 

Ayrıca yapılan tahminlerde 2035 yılında Çin ekonomisinin ABD ekonomisini geçeceği öngörüsü ve ileri teknolojinin sırlarına vakıf olan Çin’in; 5G’yi dünyaya pazarlama başlayınca Batı dünyasını bir telaş aldı. ABD derin yapılanması 5G üretici firmanın yöneticilerini tutuklattırdılar ve Çin’i hedef tahtasına koydular. Fakat ABD’nin bu çıkmaz sokaktan çıkması pek kolay olmayacağı anlaşılmaktadır; zira 2020 de başkan adayları olan Tramp be Byden’ın Çin’le yoğun ekonomik ilişkiler içerisinde olduğu, Çin’de ödedikleri verginin ABD’de ödediklerinde fazla olduğu ortaya çıkıyordu. 

ABD, bir kuşak - bir yol projesinin kendi kontrolünde olması için bu yol projesinin bitim noktasından giriş yaparak, çevreden merkeze uzanan bu güzergâhları kontrol etmek için, Akdeniz’e yöneldi. ABD bu girişle aynı zamanda enerji yollarını da denetim altına almayı düşünüyor. 

Bu nedenle, bir kuşak – bir yol projesine dâhil olan ülkelerin tümüne yeni bir format atmak için çalışma başlatmış bulunuyor. Ülkeleri etik ve dini yapılara göre parçalayarak Ortadoğu kısmını İsrail’e, diğer coğrafyalardaki ülkeleri; ülke içinden devşirdiği çağdaş Mankurtlara teslim etmek.  

Yine  

Moğol hareketi tüm Rusya steplerini etkisi altına alıp doğu Avrupa’ya ulaştığı gibi Anadolu’yu etkisi altına alarak Mısır kapısına dayandı. Bu nedenle Afganistan’daki Taliban hareketi Moğol hareketine dönüştürülerek Asaya kıtası kendi sorunlarıyla uğraşırken ABD ve İngiltere Avrasya çevresini kontrol altında tutup denizleri de kendi kontralarına almak için Avusturalya ve çevresin deki güçlerini artırıyorlar. AB’den ise kendi ordusunu kurarak gelecek tehlikeleri karşılaması istenmektedir. 

Batı kendisine rakip olacak güçleri Afganistan üzerinden kilitleyerek kendi hâkimiyetini sürdürmek istemektedir. 

 
Etiketler: ABD,, Afganistan’dan, neden, çekildi?, ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
39
31
0
3
12
15
2
Fenerbahçe
27
24
4
3
8
15
3
Konyaspor
26
23
2
5
7
14
4
Hatayspor
26
23
5
2
8
15
5
Başakşehir FK
25
23
6
1
8
15
6
Alanyaspor
24
20
5
3
7
15
7
Galatasaray
23
21
4
5
6
15
8
Fatih Karagümrük
22
22
5
4
6
15
9
Beşiktaş
21
22
6
3
6
15
10
Adana Demirspor
20
20
5
5
5
15
11
Sivasspor
19
21
4
7
4
15
12
Kayserispor
19
20
6
4
5
15
13
Giresunspor
19
15
6
4
5
15
14
Altay
18
20
7
3
5
15
15
Antalyaspor
18
18
7
3
5
15
16
Gaziantep FK
18
17
6
3
5
14
17
Yeni Malatyaspor
13
12
9
1
4
14
18
Kasımpaşa
11
14
8
5
2
15
19
Göztepe
11
13
7
5
2
14
20
Çaykur Rizespor
10
12
11
1
3
15
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı